reklam

“Dikkat eksikliği olan çocuk göz temasından kaçınıyor”

Bu haber 29 Kasım 2018 - 13:46 'de eklendi.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, sadece çocuklarda ve ergenlerde değil, yetişkinlerde de görülebiliyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenler, yaşıtları gibi dikkatlerini ödevlerine veya sorumluluklarına veremiyor. Bu kişilerin aynı zamanda aşırı hareketli olduğunu ve kendi davranışlarını kontrol etmekte zorlandığını belirten uzmanlar, dikkat eksikliği görülen çocukların genellikle çok fazla göz teması kurmadığına da dikkat çekiyor.

“Bu şemsiyenin altında çok çeşitli alt alanları var. Dikkat eksikliği ağırlıklı olabileceği gibi, dürtüsellik ve hiperaktivite bozukluğunun daha ağır bastığı alt tipleri de olabiliyor. Özellikle dikkat eksiliği gözden çok kaçırılabiliyor. Genellikle halkın arasında şöyle bir inanış var: Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu denilen şey aslında çok hareketli olan çocuklara söylenen bir terimmiş gibi lanse ediliyor; ancak dikkat eksikliği burada çok gözden kaçırılabiliyor. Örneğin; derste dikkatini çok veriyormuş gibi görünen bir çocuğa aslında görüşmelerimizde sorduğumuzda, ‘Ben aslında dikkatimi vermiyorum, o sırada hayal kuruyorum, öğretmenlerim ya da arkadaşlarım bunu anlamıyor’ diyebiliyor.”

DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN ÇOCUK, ÖDEVLERİNİ UNUTUYOR

Dikkat eksikliği olan çocukların özellikle sevilmeyen zor görevlerde, ödev veya verilen eğlenceli olmayan sorumluluklar gibi durumlarda dikkatini yaşına ve aynı cinsiyet grubunda olan kişilere oranla beklendiği şekilde sürdüremediğini aktaran Klinik Psikolog sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dikkat eksiliğinde genellikle verilen ödevleri çok sık unutuyorlar. Silgilerini, kalemlerini, kendilerine verilen, emanet edilen şeyleri çok sıklıkla unutabilirler. Anne- babalar genelde, çocuğun ödevini unuttuğu, hırkasını okulda bıraktığı, silgisini kaybettiği gibi yakınmalarda bulunuyor.

"KENDİSİ İLE KONUŞULDUĞUNDA, DİNLEMİYORMUŞ GİBİ GÖRÜLEBİLİR"

Bunun haricinde, kendisine konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görülebilir. Bu hem dikkat eksikliğinde olabilir hem de hiperaktivite ve dürtüsellik kısmında olabilir. Ama daha sıklıkla gördüğümüz, dikkat eksikliği alt grubunda oluyor. Çocuk genellikle çok fazla göz teması kurmayabilir, kursa bile ‘Sanki beni dinlemiyor’ veya ‘Çocuğumuzun sağır olduğunu düşünüyoruz’ diyen anne-babaların çok fazla başka alan ve doktorları da gezmek gibi durumları olabiliyor. Aslında çocukla göz teması kursalar ya da direkt söylemek istediklerini anlatsalar belki çocuk orada dikkatini sürdürebilecek.”

"ÇOCUĞUNUZA İKİ AŞAMALI YÖNERGELER VERİN"

Dikkat eksikliği olan çocukların basit yönergeleri aklında tutma konusunda çok zorlandığını ifade eden Barlas, “Bu çocukların, uzun süreli hafızayla ilgili bir problemleri olmayabilir ama kısa süreli hafızayla ilgili, örneğin; ‘Bana su getirebilir misin, su getirdikten sonra da şu oyuncağını odana götürebilir misin’ gibi iki aşamalı komutlar, yönergeler verildiğinde, çocuklar bir komutu yerine getirip ikincisini yerine getirmediğinde, anne-babalar bunu dikkat eksikliği gibi değil de ‘Bizim söylediğimize, kurallarımıza uymuyor’ gibi yorumlayabilirler. Ama burada şuna dikkat etmek gerekiyor; acaba çocuk bunu karşıt olmak, karşı gelmek için mi yapıyor, yoksa aklında sizin verdiğiniz komutları ve yönergeleri tutamadığı için mi yapamıyor? Genellikle karşıt olma-karşıt gelme şeklinde de bizim kliniklerimize çok başvuru oluyor. Bu, sıklıkla dikkat eksikliği alt grubunda gördüğümüz bir şeydir” dedi.

"HİPERAKTİVİTENİN TEŞHİSİ, DİKKAT EKSİKLİĞİNE GÖRE DAHA KOLAY"

“Aşırı hareketlilik ve dürtüselliğe baktığımızda dikkat eksikliğine nazaran daha kolaylıkla teşhis edilebilen bir kısımdır” ifadesini kullanan Barlas, “Zaten anne-baba da hemen alırlar, ‘Bu çocukta çok hareketlilik var, yaşıtlarına veya aynı cinsiyet grubundan olan çocuklara göre daha hareketli, yerinde hiç durmuyor, sürekli dolanıyor, çok hızlı konuşuyor, kelime hataları yapıyor, çok hızlı okuyor, sınıfın içinde beklenen süre içerisinde ne yazık ki oturamıyor, sürekli kalkıp arkadaşlarına sataşıyor, sınıfın içerisinde dolaşmak istiyor veya yürümek yerine çok hızlı bir şekilde koşuyor’ gibi belirtiler verebilirler” diye konuştu.

"TEDAVİDE ANNE-BABALARIN ROLÜ BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR"

Çocuğun yaşı büyüdükçe, hiperaktif belirtilerin daha da azalmasını, dikkat eksikliğinin ise daha sabit kalmasını hatta daha kronikleşmesini beklediklerini söyleyen Barlas anne-babalara şu tavsiyelerde bulundu:

“Genelde hareketlilik yaşla beraber toparlarken, dikkat eksikliği pek toparlayamaz ve anne-babalarınbu konuda yardım alması gerekir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tek bir sebebi yoktur. Multidisipliner bir şekilde yaklaşılması gerekir bu çocuklara. Bizler tedavimizde özellikle çocuk-ergen psikiyatri uzmanları ile beraber çalışıyoruz. Burada tedavimiz çok basamaklıdır. Hem anne-babanın, hem psikiyatri uzmanının, hem psikoterapistin, hem de çocuğun yapacağı şeyler vardır. Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, anne-baba ile çalışma oranı o kadar çok artar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda kesinlikle anne-baba tedavinin dışında bırakılmamalı, özellikle karşınızdaki çocuk ve ergense ve özellikle çocuksa, özellikle3 yaştan ortaokul çağına kadarki dönemde anne-babaların tedaviye mutlaka alınması gerekiyor. Ayrıca çocuk okula gittiği için, öğretmenleri ve rehber uzmanlarını da devre dışı bırakmamız çok sağlıklı olmaz.

"ÇOCUĞUNUZU ETİKETLEMEYİN!"

Şunun da altını çizeyim; her çocukta ve ergende evet tanı çok önemli bir şeydir; ama bizler, psikoterapitler olarak tanıdan ziyade, o çocuğun özelinde hangi davranış ve belirtiler var, bunlarla ilgileniriz. O yüzden anne-babalardan; tanıya çok fazla odaklanmamaları, bunu bir sorun haline getirmemeleri ve çocuklarını etiketlememelerini rica ediyorum. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu bir isim ama bu çocuk bunu nasıl yaşıyor, aile bunu nasıl kontrol ediyor, bunlar her aile ve çocuğa biricik ve özeldir.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.