MHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin himayelerinde gerçekleşen "Dünya Engelliler Günü" programında konuştu.

"Bugün, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü vesilesiyle, engelli kardeşlerimizin yüreğindeki umudu ve milletimizin vicdanındaki sesi bir araya getiren, bu anlamlı programda sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizi en kalbi duygularımla, saygı ve muhabbetle selamlıyor, “Üç Hilalin Aydınlığında, Engelsiz Yarınlara” temalı programımıza ülkemizin dört bir yanından katılan tüm konuklarımıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum" ifadesini kullanan MHP'li Yurdakul şöyle devam etti:

Bu müstesna toplantının gerçekleşmesine öncülük eden, her daim insanı merkeze alan vizyonuyla, bizlere yol gösteren, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi’ye,

- Böylesi bir çalışmaya liderlik ettiği,

- Engelli kardeşlerimizin meselelerini yürekten sahiplendiği,

- Ve bizleri bu kutlu davada bir araya getirdiği için, en derin şükranlarımı arz ediyor, tüm katılımcılara ve konuklarımıza kendisinin selam ve sevgilerini iletiyorum.

Bu anlamlı programda, yalnızca engellilik konusuna dikkat çekmekle kalmıyor, aynı zamanda “her bireyin eşit imkânlarla yaşadığı, engelsiz bir Türkiye” idealimizi bir kez daha vurguluyoruz.

"ENGELLİ KARDEŞLERİMİZE HALİSANA BİR YAKLAŞIMLA EL UZATMAK ZORUNDAYIZ"

Engellilik; yalnızca bir bedensel ya da zihinsel durum değildir. O, insan olmanın bir parçasıdır; her fertte farklı biçimlerde tezahür eden bir hayat hâlidir. Devlet–millet ilişkimizde yalnız bırakılan, kalbi kırılan, imkânlardan mahrum kalan bireylerin varlığı, toplumsal vicdanımızı sınayan bir aynadır. Bu dijitalleşen çağda, fert fert güçlenen bir toplumsal yapı kurmak istiyorsak, engelli kardeşlerimize halisane bir yaklaşımla el uzatmak zorundayız. Milliyetçi bakış açımız gereği… Vatanı, milleti, bayrağı korumak yalnızca silahla yapılan bir şey değildir; kalple, gönülle, vicdanla yapılan bir savunmadır. …

…Ve engelli vatandaşlarımız, bu savunmanın şuurunda, bu savunmanın içindedir. Onların sesi olmak, onların yanında yer almak; bir milletin şanlı geçmişine yaraşır. Bizim için “ülkü”, bir hedefe yürüyüş; emanet bilinciyle davranış; bedeli ne olursa olsun yılmayan bir iradedir. Bu irade, engellilik halleriyle sınanmış vatandaşlarımızda, kendini başka biçimlerde gösterir. Onlar da kendi “ülkülerini” taşır; kendi hayat mücadelelerini verirler. Bizim görevimiz; bu mücadeleyi görmektir. Bu mücadeleye saygı duymaktır. Bu mücadeleye destek olmaktır. Ancak bu anlayışla hareket eden toplumlar “güçlü bir millet” olabilirler. Çünkü güç, yalnızca elastik kaslarda değil; yüreklerde, gönüllerde ve birlikte üretme kabiliyetinde yatar. Engellilik, imkânlara erişim hakkının ihya edilmesidir. Ve bu hak, vatanımızın her köşesinde adil biçimde uygulanmalıdır.

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi: “Vakit tamamdır, söz konusu vatandır!”

MHP Samsun İl Başkanı Mucur'dan MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye ziyaret
MHP Samsun İl Başkanı Mucur'dan MHP Lideri Devlet Bahçeli'ye ziyaret
İçeriği Görüntüle

Bu ifade, içimizdeki milli ruhun veciz bir yansımasıdır. Vatana, millete, birlik ve beraberliğe dair kararlılığımızın gür sesidir. İşte Engelliliğe dair yapılan her çalışma, bu yüksek şuurun bir parçasıdır. Çünkü vatanın huzuru, sadece taş üstüne taş koymakla değil, o taşların gölgesinde yaşayan her bir insanın onurla, eşitlikle ve güven içinde hayatını sürdürmesiyle mümkündür.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, engelli bireylerimizin toplumsal hayata tam, etkin ve onurlu bir şekilde katılabilmeleri için, kararlılıkla çalışıyoruz. Bizim için engelli vatandaşlarımız, üretken ve güçlü bir toplumun anahtarıdır. Bu anlayışla hazırladığımız politikalar, sadece bir vaat değil; vicdanımızın, adalet duygumuzun ve millet olma bilincimizin tezahürüdür. Öncelikle, engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin başkalarının yardımına muhtaç olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri için, gerekli hukuki, ekonomik ve fiziksel altyapıları güçlendirmeyi, en temel ilkemiz kabul ediyoruz. Sosyal devletin gereği ve hak temelli bir ödenek olan Engelli aylık ve desteklerinin, parçalı ve karmaşık yapısının düzeltilerek, makul bir seviyeye çıkarılması, ödemelerde aile geliri yerine bireyin kendi gelirinin esas alınması ve protez, ortez ve yardımcı cihaz desteğinin vergi muafiyeti sağlanarak kapsamlı biçimde sağlanması yönünde, ısrarla çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü bir devletin gücü, en dezavantajlı vatandaşının, yaşam kalitesiyle ölçülür.

İster istemez kamu teşkilatının büyüklüğü nedeniyle engellilerimizi ilgilendiren, sağlık, sosyal destek, eğitim, istihdam ve spor gibi hususlarda çok başlılık söz konusudur. Daha verimli ve vatandaşımızı memnun eden bir sistem meydana getirmek için Cumhurbaşkanlığına bağlı “Engelliler İdaresi Başkanlığı’nın” kurulması ve engellilerle ilgili koordinasyonu üstlenmesi uygun olacaktır. Bunun yanında, tüm engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin en büyük problemi; Engelli Raporlarıdır. Engellilik durumu sürekli olan vatandaşlarımıza yalnızca 1 kere verilecek olan engellilik raporu, ömür boyu geçerli olmalıdır ve engelliler her işlemlerinde e-devlet uygulamasından erişebilecekleri bu raporla, ömürleri boyunca işlem yapabilmelidir. …

Çünkü Engelli vatandaşlarımızın anneleri, babaları ve yakınları bu ülkenin en cefakâr insanlarıdır; onların yükünü hafifletmek boynumuzun borcudur. Bununla birlikte, tasarruf tedbirlerinin engelli politikalarını zedelemesine kesinlikle karşıyız. Vicdanı, bilimi ve insan onurunu esas alan bir yaklaşımla, engelli vatandaşlarımız üzerinden tasarruf yapılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bugün küçücük bir kalemde yapılacak tasarruf, yarın bir çocuğun umuduna, bir annenin nefesine mâl olabilir. Bu anlayışla bütçe planlamalarımızda engelli vatandaşlarımız için gereken her kuruşu bir yatırım olarak görüyoruz. Diğer tüm engelli çocuklarımız gibi, uygun yaklaşımlar ve kamunun imkan ve kabiliyetleri ile Serebral Palsi’li çocuklarımız, gençlerimiz, iyi eğitimler alarak mutlu olabiliyor, topluma ve kendilerine faydalı biri haline gelebiliyorlar. Bunun için uzun vadeli bir “Serebral Palsi Ulusal Eylem Planı” hazırlanıp, uygulamaya konulmalıdır.

Gelelim bam teline; Engelliler ve aileleri Büyük Türk Milletinin can evidir. Onlar rahat nefes aldıkça, onlar mutlu oldukça milletimiz gün yüzü görebilir. Bu nedenle engellilerin hem kamuda hem de özel sektörde istihdam edilebilmeleri için herkes canla başla mücadele etmelidir. İnanın her bir engelli istihdamı, Türk ve Türkiye Yüzyılı planına atılmış bir çivi olarak, Büyük Türk Milletini güçlendirecektir. Ayrıca, engelli bireylerin vefat eden ebeveynlerinin emekli maaşlarının tamamının kendilerine tahsis edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu, onların hayat mücadelesine bir destek olduğu gibi, toplumsal bütünleşmenin de bir simgesi olacaktır.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü, hepimizin ortak vicdanını temsil eden bir farkındalık günüdür. Bugün; yalnızca fiziksel engelleri değil, kalplerdeki ve zihinlerdeki engelleri de ortadan kaldırma kararlılığımızın sembolüdür. Bizler, bir toplumun medeniyet ölçüsünün en çok, özel bireylerine gösterdiği hürmette saklı olduğuna inanıyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki, Türkiye’nin bağrında açılan her terör yarası, sadece canlarımızı değil; vatandaşlarımızı ve güvenlik güçlerimizden nice kahramanımızı da engelli hâle getirmiştir. Bu topraklarda terör, binlerce insanımıza hem fiziksel hem de ruhsal anlamda kalıcı yaralar bırakmıştır. Bu nedenle Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin başlattığı “Terörsüz Türkiye” hedefi, aynı zamanda yeni engellerin, yeni acıların önlenmesi demektir.

Barışın ve güvenliğin hüküm sürdüğü bir gelecekte, ülkemizde, ne bir Gazimiz protez bacakla yürüyecek, ne de bir anne evladını kaybetme endişesiyle uykusuz kalacaktır. Bu vesileyle Vatan toprağını, kanıyla sulayan, ay yıldızlı bayrağımızı al kanlarıyla boyayan ve her zaman başımızın tacı olan tüm şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ruhları şad, mekanları Cennet olsun. Hayattaki Gazilerimize de sağlıklı, huzurlu ve uzun ömürler diliyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, hem mevcut engelli vatandaşlarımızın yaşam koşullarını iyileştirmeye hem de terörün kökünü kazıyarak yeni engellerin doğmasının önüne geçmeye kararlıyız.Çünkü biz biliyoruz ki, terörsüz bir Türkiye, yalnızca güvenli bir gelecek değil; aynı zamanda engelsiz, huzurlu ve umut dolu bir toplum, güçlü bir ülke, barış içinde bir bölge demektir.

"AZİM, İMAN, ÜLKÜ VARDIR"

Bugün burada bir kez daha gördük ki, engellilik bir kader değil, kaderi yenecek inancın adıdır. Çünkü Türk milleti tarih boyunca engelleri aşmayı, zorlukları yenmeyi, küllerinden yeniden doğmayı başarmış yüce bir millettir. Biz, Malazgirt’te bedenini siper edenin, Sakarya’da kolunu kaybedip davasını bırakmayanın, 15 Temmuz gecesi canını ortaya koyup vatanına sahip çıkanların torunlarıyız. Bizim lügatimizde “engel” kelimesi yoktur; “azim”, “iman” ve “ülkü” vardır. Biz Türk milleti olarak, “Yaradılanı severiz Yaradan’dan ötürü” anlayışını gönlümüze nakşetmiş bir milletiz. Bizim kültürümüzde kimse “öteki” değildir; kimse “eksik” değildir. Her birey, yaratılışın bir emanetidir.

Engelli vatandaşlarımız; bu vatanın yüreğidir, sabrın, inancın ve direncin timsalidir. Onlar, hayata tutunmanın ne demek olduğunu, zorluklar karşısında dimdik ayakta durmanın asaletini hepimize öğretirler.

Bizim görevimiz, onların önündeki bariyerleri kaldırmak, fırsat eşitliğini hak ettiği yere taşımaktır. Bu, bir lütuf değil; devletin, milletin ve insanlığın görevidir. Her engelli birey, kendi içinde bir kahramandır. Kimisi tekerlekli sandalyesinde dünyayı yeniden keşfeder, kimisi sessizliğin içinden muazzam bir sanat çıkarır, kimisi görmeden ama hissederek dünyayı renklendirir. Unutmayalım: Engellilere yönelik politikalar, yalnızca bir sosyal sorumluluk değil, milli bir ahlâk meselesidir. Çünkü bir milletin gerçek kudreti, en zayıfına gösterdiği merhametle ölçülür. Eğer bir anne, engelli çocuğuna umutla bakabiliyorsa; eğer bir baba, evladına “Sen de yaparsın” diyebiliyorsa; işte o zaman, görevimizi yerine getiriyoruz demektir. Bugün buradan, bir kez daha haykırıyoruz: Engelleri birlikte aşacağız! Engelli vatandaşlarımız yanında sadece bugün değil, her gün yanlarında olduk, olmaya da devam edeceğiz! Eşit, adil, onurlu bir yaşam için yılmadan çalışacağız! O halde gelin; el ele, gönül gönüle, engelsiz bir Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa edelim. Engelleri aşan her adım, bizi daha güçlü, daha vicdanlı, daha büyük bir millet kılacaktır. Bugün burada yanan umut ateşini, yarınlara taşıyacak olan da yine biziz, yine Türk milletidir.

Bu anlamlı programda konuşmama son verirken, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, Var olun Allah’a emanet olun. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Muhabir: NAZLICAN ERMİŞ BOZTUNÇ