Millî Mücadele yıllarında hayatı pahasına vatanını koruyan bir adam…
Yakalanması için üzerine ödüller konan, isminin yanına lakaplar takılan ve ardından türküler yakılan korkusuz bir Kuvayı Milliye kahramanı…
Kurşunlara göğüs gerdi ve yine de Yunanlılara boyun eğmedi…
Yunanlıların “mavro” yani “zenci” lakabı taktığı ve yakalanması için başına ödüller koyduğu, yediği kurşunlara rağmen hayatta kalmayı başaran Kuva-yi Milliye’nin Afro kökenli korkusuz kahramanı Ali Osman Efe…
1886 yılında doğan Ali Osman Efe, Bergama’nın Alibeyli köyündendir. Arap olduğu için Yunanlılar ona Rumca'da “kara” anlamına gelen Mavro demişlerdir.
Umulmadık yerlerde, beklenmedik zamanlarda baskınlar yapardı. Önüne çıkan Yunan müfrezelerini dağıtır, subaylarını izleyip yok ederdi. Bu nedenle Yunan komutanlığı, başına 300 bin drahmi ödül koymuştur.
Ali Osman Efe, bağımsız dolaşmaya alışmıştı ve yiyecek, cephane gibi ihtiyaçlarını koruyup kolladığı köylerden sağlıyordu. Bağımsız bir çete lideri iken Kuva-yı Milliye birliklerine katıldı. Cinge Cephesi’nde görevlendirildi.
Yunan askerlerinin bulunduğu Bölcek Köyü’ne baskın vermek üzere giderken pusuya düşürüldü. Halkın “Sarı Yüzbaşı” olarak adlandırdığı Giritli komutanın emriyle saldırıya geçen Yunan askerleri, Ali Osman Efe’nin yanındaki kızanlardan ikisini öldürüp, Ali Osman Efe’yi yaraladılar.
Yaralı halde buğday tarlalarına kaçan Ali Osman Efe, kendisini kan izlerinden takip eden Sarı Komutan ve Yunan askerlerini, saklandığı tarlada vurdu.
Yaralı olmasına rağmen sürüne sürüne, düşe kalka yola çıktı ve kurtuldu.
İyileştikten sonra 200 kişilik bir kuvvet toplayarak Balıkesir’de bulunan Yüzbaşı Kemal’in emrine girdi.
Kuva-yı Milliye müfreze komutanı olarak başladığı hizmetlerine, düzenli ordu kurulunca da devam etti.
Kurtuluş Savaşı zaferle sonuçlandığında ise Atatürk tarafından gazilik madalyası ve Alibeyli Köyü'nde yaklaşık 60 dekarlık arazi ile ödüllendirildi.
Ali Osman Efe, 1951 yılında vefat etti ve Bergama mezarlığına defnedildi.
Mezar taşında yazan sözler, hayatının özeti gibidir adeta:
“Korku nedir hiç bilmezdi,
Vatan için dağlarda gezdi,
Nice düşman başı ezdi,
Erdi bir gün bu hedefe…
Bu mezarda bir kahraman yatıyor,
Adına türkü yakılmış bir Efe…”
Öldürülmeye çalışıldığı tarlada buğdayların kan kırmızısına dönmesini konu alan “Kırmızı Buğday” öyküsü ve türküsüyle de anısı yaşatılmaya devam ediyor.
Bu topraklarda ne kahraman ne de kahramanlıklar biter…
Var olsun Efeler…
Şad olsun geçip giden yiğitler…