Adana Devlet Tiyatrosunun merhum oyuncusu Raif Hikmet Çam'dan aldığı eğitimin ardından 1989'da sahneye adım atan Dinç, çocukluğundan itibaren merak saldığı kuklacılığı da devam ettiriyor.


 

Dinç, evinin bir bölümünde oluşturduğu atölyesinde ağaç, ağaç hamuru, strafor ve sünger kullanarak kendine özgü kuklalar tasarlıyor.

Çalışmalarında Karagöz ve Hacivat'a da yer veren sanatçı, özenle işlediği eserleri farklı etkinliklerde sahnelediği oyunlarda kullanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ihlara Vadisi Cam Teras açılışına katıldı Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ihlara Vadisi Cam Teras açılışına katıldı

Dinç, çocuklar için gerçekleştirdiği gösterilerin yanı sıra sanatına ilgi duyan öğrencilere de ücretsiz kurs veriyor.

"Kukla, uçurtma yapmaya benzer"

Tevfik Dinç, AA muhabirine, kukla merakının çocukluk yıllarına uzandığını söyledi.

Hayatını bu sanata adadığını ifade eden Dinç, "Aydın'da 1970'li yıllarda elektrik kesintileri oluyordu. O dönem karton ve çeşitli materyallerden yaptığım kuklalarla anne ve babam ile mahalledeki çocuklara oyunlar oynatırdım. Sonra tiyatronun içerisinde geliştikçe evimin bir odasına kurduğum atölyede daha profesyonel işler yapmaya başladım." diye konuştu.

Dinç, bir kuklayı yaklaşık 15 günde tamamladığını belirterek, "Kuklanın kurutulması, yontusu, kıyafetlerinin dikimi ve dengesi, uçurtma yapmaya benzer. Özellikle ipli kuklalarda dengeyi sağlayamazsanız oynatamazsınız." dedi.

Kuklacılıkta 35 yılı geride bıraktığını dile getiren Dinç, kendi tasvirlerini geliştirdiğini, eserlerini arkadaşı gibi gördüğünü anlattı.

Dinç, mesleğini ve gölge oyunlarını gelecek kuşaklara aktarmaya çalıştığını vurgulayarak, "Sanatçı emekli olmaz, ölene kadar üretir. Bizler bu somut olmayan kültürel mirası ömrümüz yettiği müddetçe yaşatacağız, sonraki kuşaklara aktaracağız." ifadesini kullandı.