Tarihin kalbinde, sanatın ışığında

Kimi şehirler vardır; adımladığınızda sadece yollarında değil, ruhunuzun en derin sokaklarında da gezinirsiniz. Trabzon, işte tam da o şehirlerden biri. Ve bu yıl, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin büyülü durağı olarak, bu kadim toprakların taşıdığı kültürü, sanatı ve tarihi yeniden dile getirdi…

KÜLTÜREL ZENGİNLİK…

SANATSAL ÇEŞİTLİLİK…

VE YAŞAYAN MİRASLA ZAMANA YOLCULUK…

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ…

Sadece etkinlik değil bir medeniyet seferberliğine dönüştü

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın büyük bir vizyonla başlattığı bu kültür hareketi, 2021’den bu yana her yıl daha da büyüyerek milyonları sanatın ışığında buluşturuyor. Ve bu yıl 20 şehirde, 8 ay boyunca, yediden yetmişe herkesin kalbine dokunmaya hazırlanıyor.

BEN O YOLCULUĞUN BİR DURAĞINDA TRABZON’DAYDIM.

Yüzyılların görkemini taşıyan bu şehirde; sadece bir festivale değil, bir rüyaya tanıklık ettim. Her detay titizlikle planlanmış, her ekipte samimiyetle işlenmiş bir zarafet vardı. Havalimanındaki güler yüzlü karşılama, şehrin kalbine atılan her adımda kendini hissettiren bir nezaket… Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tüm paydaşları, misafirperverliğin en nadide örneğini sundu.

Trabzon’da festivalin üçüncüsüydü bu…

Ama yaşattığı his, yüzyılların mirası gibiydi.

HEDEF NETTİ:

TRABZON’UN KÜLTÜREL CEVHERLERİNİ TÜRKİYE’YE DEĞİL, TÜM DÜNYAYA TAŞIMAK.

VE ÖYLE DE OLDU.

Festivalin açılışı görkemliydi.

“Yaşayan Miras: Dünden Bugüne Trabzon Halk Çalgıları”, “Türkiye’nin Minyatürleri”, “Türkiye’nin Ustaları” belgesel gösterimleri, “İskender Pala Romanlarından Kelimeler ve Renkler” sergisi… Her biri birer kültür şöleni!

TRABZON MÜZESİ YENİDEN AÇILDI…

Atatürk’ün 1924’te konakladığı bu tarihi yapı, bir müze değil, ruhlara dokunan bir zaman penceresi. Milli Mücadele’yi anlatan belgeler, anlatımlı Anadolu masalları, Hisart Canlı Tarih Müzesi’nin koleksiyonları… Her şey, geçmişle bugün arasında kurulan bir gönül köprüsüydü adeta.

Konserler, atölyeler, tiyatrolar, çocuklar için etkinlikler ve Karadeniz mutfağının leziz dokunuşlarıyla Trabzon, bir kez daha kültür cennetine dönüştü.

VE SONRA…

FESTİVALİN KALBİ, DOĞANIN EN BÜYÜLÜ NEFESİYLE ATTI: UZUNGÖL’DE…

Sanki gökyüzü gözyaşlarını bu gölde toplamış, dağlar onu nazlı bir gelin gibi bağrına basmış. Sabah sisiyle uyanan Uzungöl, çamların göle düşen siluetinde zamanı durduruyor. Her nefeste Karadeniz’in derin melankolisi ciğerlerinize değil, ruhunuza doluyor. Ahşap evlerin sıcaklığı, yaylaların serin sevdası… Uzungöl, sadece bir manzara değil, ilahi bir dinginliğin vücut bulmuş haliydi.

VE NİHAYET…

SÜMELA MANASTIRI.

Sanki her taşıyla gökyüzüne bir hikaye fısıldıyor, her duvarında bin yıllık sırlar saklıyordu. O mistik yapı, insanın içinde hiç susmayan bir hayranlık yankısı bıraktı. Adımınızı attığınız anda sadece bir ibadethaneye değil, tarihin kalbine girmiş oluyorsunuz.

TRABZON…

Doğanın şiirini yazdığı, kültürün nakış gibi işlendiği, tarihin fısıltılarla konuştuğu bir şehir. Burada yürürken geçmiş sizinle konuşur, doğa size sarılır, kültür sizi büyüler.

Ve Türkiye Kültür Yolu Festivali…

İşte bu büyüyü, bu anlamı, bu görkemi görünür kılıyor.

Sadece kültürü değil; ruhumuzu, hafızamızı, kimliğimizi de geleceğe taşıyor.

Bu festival bir etkinlik değil; bu toprakların sesi, nefesi, hikayesi…

Ve ben o hikayenin içindeydim.

İyi ki…

{ "vars": { "account": "G-E1EN649QR9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }