MHP Lideri Devlet Bahçeli, Ekim 2024’te TBMM’den yaptığı tarihi çağrı ile terörsüz Türkiye’nin kapısını araladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da süreci sahiplenmesiyle birlikte bir devlet politikası haline geldi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Terörsüz Türkiye projesi, bir pazarlığın neticesi değildir” diye konuştu. Birlik, beraberlik, kucaklaşma çağrısı yaptı. “Kazanan Türkiye, Türk milletidir” dedi. Tarihten, Malazgirt zaferinden örnekler verdi.
Kolay değildi, provokasyona açık bir süreçti, bu sebeple yaklaşık 9 aylık bir süreç sancılı, ihtiyatlı, tedbirli bir şekilde ilerledi.
Bugün, 12 Temmuz 2025 ise bir milat. Terörsüz Türkiye’nin, kucaklaşan Türkiye’nin ilk günü.
MHP Lideri, son açıklamasıyla, kötü anıların geride kalacağını, belirleyici olanın ise yine Türk milleti olacağını vurguladı.
Bu süreç 2013-2014’ten çok daha başka. Devlet aklının egemen olduğu bir dönem zira. En temel 4 noktaya işaret etmek gerek, çoklu konsepte.
*savunma
*istihbarat
*diplomasi
*siyaset
Ortak dil, ortak amaçla hareket edildi. Şimdi sırada yasal süreç var. TBMM’de kurulacak komisyon çerçeveyi oluşturacak. Zamanla yarış adeta. 2-5 ay arasında sürecin tamamlanması bekleniyor. Zamanla yarışın ötesinde önemi olan bir konu da üçüncü bir gözün, aktörün sürece dahil edilmemesiydi. Tam da bu sebeple akamete uğramadı süreç.
Ancak sadece terörsüz Türkiye değil, terörsüz bir bölge için yol haritası çizildi. Üç nokta kritik. Irak, Suriye, İran.
Irak hükümeti ciddi bir irade ortaya koydu. Halihazırda sınırları içerisinde Türkiye’nin katkılarıyla teröre kilit vuruldu. Sülaymaniye’de KYB riski vardı. Ancak bu süreçte KDP’nin de Türkiye ile aynı safta yer alması KYB’yi köşeye sıkıştırdı, yalnızlaştı. Terör doğduğu yerde silahları bıraktı.
Suriye’de yaklaşık 12 günlük mücadele sonrası değişen denklem, uniter yapıyı zorunlu kılıyor.
Gerek mart ayında Suriye yönetimi ve SDG arasında varılan mutabakat, gerekse de halihazırda Şam’da YPG ile devam eden görüşmeler orada da terörün sonuna yaklaşıldığına işaret ediyor. Bundan tam 1 yıl önce PYD’nin sözde bir seçimle konfederal bir yapı kurma azmi vardı. Şimdi ise kendisinden destek beklenen ABD bunun tam tersi bir duruma işaret ediyor.
ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, “SDG, YPG'dir. YPG, PKK'nın bir türevidir. PKK, bugün silah bırakmaya başladı. Bu, Türkiye açısından çok büyük bir gelişme” dedi.
Barrack, ABD'nin DEAŞ'la mücadele etmek için terör örgütü YPG'yle ittifak kurduğunu belirterek, “Bu nedenle duygular çok yoğun çünkü onlar ortaklarımızdı. Ancak asıl soru şu, onlara ne borçluyuz? Onlara bir devlet içinde kendi bağımsız yönetimlerini kurma hakkını borçlu değiliz” diye konuştu.
Yani terör örgütü YPG-SDG-PYD için de sona yaklaşıldı.
Bir de İran’da PJAK yapılanması var. İran yönetimi bu zamana kadar bölge ülkelerine karşı sopa olarak tuttuğu PJAK’tan İsrail-İran çatışması sırasında darbe aldı. Bu durum da gerek dini liderliği gerekse de yönetimi bu konuyu düşünmeye sevk etti.
Sözün özü, yeni Türkiye’nin ilk günü hayırla uğurla gelsin.