Küratörlüğünü Doç. Dr. Ebru Yetişkin'in üstlendiği sergide, emanet kavramını içeren, heykel, resim, şiir, ses ve enstalasyonlardan oluşan birçok eser yer alıyor.

Sergide, Vuslat ile sanatçı Pelda Aytaş'ın beraber imza attığı, emanet kelimesinin Aramice, Süryanice, İbranice, Arapça, Farsça, Urduca, Türkçe, Yunanca ve Kürtçe dillerinde, yöreye ait 9 rengin birleşimiyle yazılan "Kucaklaşma" adlı eser de izleyenlerin beğenisine sunuldu.

"Nefislerimizin peşinden giderken kayboluyoruz"

Uzun yıllardır Tophane'de bir sergi açmayı hayal ettiğini dile getiren Vuslat, mekana özel hazırlanan "Kucaklaşma" eserine ilişkin, "Kelgit Halkevi'nde zilli kilimleri vardır. Göktürk zamanından beri dokunan kilimler bir tek o bölgede kalmıştır. 'Zullu' kilim demek Farsça, zilli diye dilimize geçmiş. Yüzyıllardır kullanılan kilimlerin renklerini Kelgit Halkevi'nde hala devam ettiriyorlar. Oradan kök boyayla yapılan 9 renk seçtim ve o renklerle oradaki ipler Mardin'e gitti. Pelda ile iş birliği halinde ortaya bu çıkmış oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Vuslat, eserleri oluştururken anneannesinin anlattığı bir masaldan yola çıktığını vurguladı. "Serçe ve Diken" masalını dinletmek istediğini, ışık enstalasyonu ve koltuğu bu yüzden yaptığını belirten sanatçı, "Masalın hepsi önemli ama en önemlisi, nefislerimizin peşinden giderken kayboluyoruz. Halbuki nefesimize odaklanmalı, anı yaşamalı, anı kutlamalıyız. En önemlisi bu." ifadelerini kullandı.

"Dağların soyutlaması olarak karşımıza çıkan bir ışık enstalasyonu var"

Kültür ve Turizm Bakanlığından 30 sinema projesine 141,5 milyon liralık destek Kültür ve Turizm Bakanlığından 30 sinema projesine 141,5 milyon liralık destek

Küratör Yetişkin ise serginin ortaya çıkış sürecine dair AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz Vuslat'la Bayburt'ta dağların tepesinde bir kahve sohbeti yaptık. Yaşama dair bir sohbetti bu. Onun yaptığı çalışmaları, 'Acaba daha sonra birlikte nasıl kurgulayabiliriz?' diye düşündük. Aslında bu sohbetten çıktı her şey." dedi.

Serginin açıldığı Tophane semtinin çok kültürlü bir yer olduğuna işaret eden Yetişkin, "Zaten İstanbul'da birçok kültürü üzerimizde taşıyoruz. Bu çok kültürlü coğrafyanın içinde yaşıyoruz. Dolayısıyla bu mekan, bir hafıza mekanı olarak çok kültürle birlikte nasıl yaşayabileceğimizi bize söylüyor." diye konuştu.

Ebru Yetişkin, geçen sene Bayburt Baksı Müzesi'nde sanatseverlerin beğenisine sunulan serginin İstanbul kurgusunda yeni eserler olduğuna vurgu yaparak, şu bilgileri verdi:

"Dağlar Bayburt'ta, Gümüşhane'de kaldı. Biz kendi gündelik telaşımız arasında sergiye geliyoruz. Orada dağların tam yanında eserlere bakmakla burada Tophane'de birden trafiğin içinden çıkıp bakmak aynı şey değil. O yüzden izleyicilerin rahat rahat oturarak izleyebileceği bir masal koltuğu eşliğinde dağların bir soyutlaması olarak karşımıza çıkan bir ışık enstalasyonu var."

Sergide ziyaretçilerin rahat rahat dokunup, deneyimleyebileceği eserlere de değinen Yetişkin, "Emanet o kadar hayatımızın içinde, dokunabildiğimiz bir kavram ki, neden emanet başlıklı bir sergide de dokunamayalım ki? O yüzden dokunabileceğimiz bir yaşamın gücüne sahip çıkalım diyoruz. Kendi hayatımıza dokunmayı, bazen kendi sesimizi dinlemeyi bile unutuyoruz." ifadelerini kullandı.

Sergi 30 Haziran'a kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi'nde ziyarete açık olacak.

Kaynak: AA