Dünya çapında yayımladığı çarpıcı araştırmalar, raporlar ve analizlerle dikkat çeken bir düşünce kuruluşu olarak bilinen Pew Araştırma Merkezi, Çin'in son yıllarda giderek artırdığı dini ve kültürel baskıları inceleyen "Çin'de Dini Ölçmek" temalı kısa bir rapor yayımladı.

DİN ÜZERİNDEKİ BASKI: ÇİN'E SADAKAT!

5. Dünya Göçebe Oyunları: Büyük Bozkırın Buluşması 5. Dünya Göçebe Oyunları: Büyük Bozkırın Buluşması

Merkez yayımladığı raporunda, Çin yönetiminin 2023'te din adamlarının ve dini toplulukların gözetimini sıkılaştıran faaliyetlerle ilgili yeni kurallar yayımladığına dikkat çekti. Kuralların, Çin'in İslam dinini komünizmle uyumlu hale getirme, ateizmi benimseyen ve teşvik eden Çin Komünist Partisine (ÇKP) sadakat sağlama stratejisinin bir parçası olduğu kaydedildi.

"SIRADAN VATANDAŞLARA SÖZDE DİNİ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ"

Çin anayasasının sıradan vatandaşlara sözde dini inanç özgürlüğü sağladığına dikkat çekilen raporda, komünist yönetimin resmî olarak 5 dini tanıdığını ve bunların Budizm, Katoliklik, İslâm, Protestanlık ve Taoizm olduğu belirtildi. Ancak yetkililerin dini faaliyetleri yakından ve sıkı bir şekilde denetlediği vurgulandı. İşte Çin'in 10 maddede dini ve kültürel baskısı;

ÇİN'İN DİNİ BASKI KARNESİ!

1. Çin, dini grupların doktrinlerini, geleneklerini ve ahlâkını Çin kültürüyle uyumlu hale getirmelerini gerektiren bir "Çinlileştirme" politikası izliyor. Bu politika insanları, Çin geleneklerine öncelik vermeye ve devlete sadakat göstermeye zorluyor. Ayrıca İslâm dininin yanı sıra Katoliklik ve Protestanlık da dahil olmak üzere Çin tarzı düşünceye tes düşen sözde "yabancı" dinleri de etkiliyor.

2. Din'in gereksinimlerini Çinlileştirme ve çeşitli biçimlere ayırma. Çinli yetkililer camilerin kubbelerini ve minarelerini, kiliselerdeki haçları Çin kültürüne uygun olarak görünmeleri için yıkıyor. imamlardan ve papazlardan Çin tarzı düşünce ve sosyalist değerleri yansıtan dini öğretilere öncelik vermeleri isteniyor. Çin yönetimi, İslâmi öğretilerin "yeni çağda Çin kültürü" ile uyumlu hale gelmesi için İslam dininin kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'i tahrif ederek, Çin versiyonunu yayınlamayı planlıyor.

3.Çin'in Müslümanlara, özellikle de Doğu Türkistan'daki Uygur Türkü Müslümanlara yönelik kısıtlayıcı politikaları son on yılda geniş çapta artmıştır. İnsan hakları grupları, Çin'i Uygur Türkü Müslümanları toplu gözaltı, gözetim ve işkenceye maruz bırakmakla suçluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Doğu Türkistan'daki olayları soykırım olarak nitelendirerek, Çinli yetkililerin 1 milyondan fazla insanı özel olarak inşa edilmiş toplama kamplarında gözaltına aldığını bildiriyor. Uygurlar, Çinli Müslümanların yüzde 53'ünü oluşturuyor.

4. Çin'de Hristiyanlık çeşitli kurumlar tarafından yönetiliyor. Hristiyanların, devlet kurumlarına kayıtlı "resmi kiliselerde" ibadet etmelerine izin veriliyor. Bununla birlikte, birçok Hristiyan bu gözetimi ve devlet kiliselerinde ibadet etmeyi reddediyor. Şi Cinping'in 2013'te iktidara gelmesinden bu yana yönetim tarafından tüm Hrıstiyanlık faaliyetleri gözetim altına alındı. Devlete bilgi vermeyi ve kayıt yaptırmayı reddeden kiliseleri kapattı.

5. Çin, Budizm'e, özellikle de ülkedeki en yaygın kol olan Han Budizmi'ne, Hıristiyanlık veya İslâm'dan daha hoşgörülü davranıyor. Şi Cinping, Konfüçyüsçü, Taoist ve diğer geleneksel Çin inanç ve uygulamalarını entegre ettikleri için Han Budistlerini sık sık övüyor. Aynı zamanda Çin, Tibetli Budistlere de baskı uygulıyor. Son dönemde Çinli yetkililer, Tibetlilerin Şi Cinping'e bağlılığı pekiştirmek ve sürgündeki Dalai Lama'ya sadakati caydırmak için sözde "siyasi yeniden eğitim" kampanyasına başladı. Öte yandan Çin, Tibetlilere has manastırları ve heykeller de dahil olmak üzere Tibet Budist anıtlarını yıktı.

6. Halk dini ve eski manevi gelenekler Çin'de büyük bir rol oynamaktadır. Hükûmet, Çin'in kültürel mirasının bir parçası olduğunu düşündüğü bazı faaliyetleri teşvik ediyor ve bazı halk dini tapınaklarının yenilenmesini finanse ediyor. Çin yönetimi ayrıca, insanları Çinli filozof Konfüçyüs'e saygı duymaya zorluyor. 2015 yılından bu yana, ÇKP tarihi ve kültürel öneme sahip tapınakları kayıt altına alıyor. Tapınak personelini ve faaliyetlerini devlet denetimi altına alıyor. Bazı bölgelerde ise yerel yönetimler sosyal ve kültürel açıdan Çinlilik için önemsiz gördükleri tapınakları yıkıyor.

7. Resmi olarak tanınan beş dinin dışında kalan ve bir kültürel miras biçimi olarak hükûmetin onayını karşılamayan dini faaliyetler, Çin tarafından genellikle "batıl inanç" veya "kötü kültür" olarak sınıflandırılıyor. Falun Gong, Birleşme Kilisesi ve Tanrı'nın Çocukları da dahil olmak üzere bazı gruplar kötü kültür olarak kabul edilerek yasaklandı. 

8. İktidardaki ÇKP ateizmi teşvik ediyor ve vatandaşları inandığı dini uygulamaktan caydırıyor. ÇKP'ye veya ona bağlı gençlik örgütlerine mensup olan 281 milyon kişinin çok çeşitli spiritüel faaliyetlerde bulunması veya inandığı dini değerleri yaşaması resmi olarak yasaklandı. ÇKP üyelerinin tüm önemli dini günler için tapınakları ziyaret etmesi ÇKP'den kovulmaya yol açabiliyor. 

9. 18 yaşın altındaki çocukların Çin'de herhangi bir resmi dini ilişkiye sahip olmaları anayasal olarak yasak. Çin'de herhangi bir dini okul veya yaz kampı kesinlikle yasaktır. Ayrıca gençlerin dini gruplarda yer almaları da dahil olmak üzere dini eğitim yasağı her kesimi kapsıyor. Okulların öğrencilere herhangi bir dine inanmamaya ve ateizmi teşvik etmeye odaklanmaları gerekiyor. Öte yandan daha küçük yaştaki çocukların ateizme bağlılık sözü vermeleri ve ÇKP'ye bağlı gençlik gruplarına katılmaları da zorunlu.

10. Çin'in dine karşı tutumu, 1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşuna kadar uzanıyor. ÇKP'nin ilk liderleri dini "yabancı kültür emperyalizmi", "feodalizm" ve "batıl inanç" ile bağlantılı olarak kınamış ve dini gruplara zulmetmişlerdi. Kültür Devrimi (1966-76) sırasında, ÇKP lideri Mao Zedong "eski şeyleri, eski fikirleri, eski gelenekleri ve eski alışkanlıkları" ortadan kaldırma sözü vermişti ve Kızıl Muhafızlar o dönemde camilere, tanıpaklara, türbelere ve kiliselere saldırmıştı.

Kaynak: QHA